Merkez Bankası faiz koridorunu tarihin en düşük seviyesine çekti

Merkez Bankası, faiz koridorunun üst bandını 50 baz puan düşürerek yüzde 9 seviyesine çekti. Böylece Merkez Bankası faiz koridorunu tarihin en düşüğüne çekti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) haziran ayı toplantısını yaptı. PPK, beklentilere paralel olarak marjinal faiz oranını (faiz koridorunun üst bandı) yüzde 9,50’den yüzde 9’a düşürdü.
Finansgündem’in haberine göre, banka, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı (politika faizi) ve borçlanma faiz oranını (faiz koridorunun alt bandı) sabit bıraktı.
TCMB, geçen ayki PPK toplantısında faiz koridorunun üst bandını 50 baz puan düşürerek yüzde 9,5’e çekerken, politika faizini yüzde 7,50 ve faiz koridorunun alt bandını yüzde 7,25’te bırakmıştı.
TCMB böylece üst üste 4’üncü toplantıda da faiz koridorunun üst bandında indirime giderek, bu süreçte toplam 175 baz puanlık indirim gerçekleştirmiş oldu.

Faiz koridoru nedir?

Birçok ülkenin merkez bankası tarafından uygulanan bir döviz kuru kontrol metodu olan faiz koridoru, merkez bankasının borç alma veya borç verme faiz oranlarıyla oynayarak ülke parasının kur karşısında değerinin korunmasını sağlar.
Bankalar likidite fazlasını değerlendirmek için bu fonlarını merkez bankasına mevduat olarak yatırmak ister ve bu yatırım talepleri karşısında merkez bankaları da belirli bir borç alma faiz oranı belirler.
Borç verme faiz oranı ise tam aksine, likidite sorunu olan bankaların merkez bankasından kısa süreli borç almak istediğinde merkez bankası tarafından uygulanan faiz oranıdır. Faiz koridoru olarak bahsi geçen de, merkez bankasının likidite yatırımları ile likidite talepleri için ön gördüğü faiz oranları arasındaki farkı tanımlamak için kullanılan bir terimdir.
Ülke hükümetlerinin belirlediği enflasyon hedeflerine ulaşılması için merkez bankası tarafından uygulanan bu faiz koridoru sistemi oldukça büyük öneme sahiptir.
Merkez bankasının bankalara mevduat ve likidite sağlamak için belirlediği faiz oranı arasında oluşan farkı bir koridor olarak tanımlanır. Merkez bankalarının belirlediği bu iki faiz oranı arasında koridor olarak isimlendirilen bir fark olması, “borç verme faiz oranının borç alma faiz oranından her zaman daha yüksek olmasından kaynaklanır”.
Ülkelerin merkez bankaları, faiz koridoru denen bu farkı genişleterek veya daraltarak ülkedeki güncel döviz kurlarını kontrol altında tutmaktadır. Ülke ekonomisi açısından döviz kurunun kontrol altında tutulması muazzam derecede önemli olduğundan, kurun kontrolünü sağlayan faiz koridoru oranı bu bağlamda büyük öneme sahiptir.
Merkez bankaları, bankalara sağlayacağı likidite için daha fazla faiz oranı talep ettiğinde borç verme faiz oranını da yükselir. Borç verme faiz oranının yükselmesi faiz koridorunun da değişmesine sebep olduğundan, merkez bankası bu hareket ile ülke parasında likidite sıkışıklığı yaşanmasını sağlayabilir.
Merkez bankasının bankalara verdiği borç için talep ettiği faiz oranını arttırması ülke parasında likidite sıkışıklığı yaşanmasına sebep olurken bu durum, ülke parasının da değer kazanmasını sağlar. Ülke parasında likidite sıkışıklığı olduğunda az bulunan tüm ekonomik değere sahip olan mallar gibi, ülke parasının değeri de artar ve bu sayede ülkenin parası yabancı paralara göre değer kazanmış olur. Döviz kurlarında kritik seviyede bir artış olduğunda merkez bankası, ülke parasının kur karşısında değerini kaybetmemesi için bahsi geçtiği üzere faiz koridoru ile oynayarak bu durumu ülke parasının lehine çevirmeye çalışır. Borç verme faiz oranlarında yapılan artışlar ile likidite sıkışıklığı yaşanması beraberinde paranı değerinin artmasına ve döviz kurunun da bu sayede kontrol altında tutulmasına yardımcı olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir